31 Aralık 2010 Cuma

İKİ PARÇANIN BİRLEŞMESİYLE OLUŞAN FİYONKLU ELBİSEM

5-6 gündür internet bağlantımızdaki sorunlar yüzünden bloğumdan ayrıydım. Neyse ki ayın 1’inde halledilmesini beklerken, sorun dün akşam giderildi ve bugün sizlerleyim. Çok özlemişim sizleri ve bloğumu. Güneşli ve güzel bir günden hepinize kucak dolusu sevgiler…


Elbiseme gelince uzun kollu badiyi gezmelerimiz sırasında bir outlet mağazasında 5 tl gibi bir fiyata bulunca hemen almıştım. Etek de annemin, diktirip de giymediği bir etekti. Kumaşını çok beğenip almıştım annemden, bir yerde değerlendiririm diye. İşte bu ikilinin şimdiki hali..

Ve herkese bütün dileklerinin olacağı, sağlıklı, mutlu, huzur dolu bir yıl diliyorum.

AŞURE ZAMANI

Aslında geçen hafta cuma günü yapmıştım aşuremizi ama paylaşmak bugüne kaldı. Aşurenin yörelere göre malzemelerinde ufak tefek değişiklikler olsa da genel itibariyle yapılışı aynı. Eskiden İstanbul evlerinde aşureye en az yedi çeşit erzak konulurmuş.. Bazıları da kırk çeşit koyuyormuş ve kırkı tamamlayamayanlar da bir kaşık bal koyuyorlarmış, nasıl olsa arılar kırk çeşit çiçeğin tozunu almıştır diye..


Benim aşure tarifim de tamamen annemden gördüğüm ve öğrendiğimdir. Annemden öğrendiğim üzere ben genelde buğdayı, fasulyeyi, nohutu akşamdan kaynatıp pişmiş bir halde hazır ediyorum. Kuru meyveleri de aşurenin içinde iri iri sevmediğimden onları da akşamdan minik minik doğruyorum. Sabahleyin de sadece bütün malzemeleri karıştırıp kaynatmak ve son olarak  şekerini katmak kalıyor. Bu şekilde yapmak bana daha pratik geliyor. Hem daha az zamanımı aldığını hem de günümün bana kaldığını düşünüyorum. İşte size tarifi...

MALZEMELER
2 su bardağı aşurelik buğday
1 çay bardağı kadar pirinç
1 su bardağı haşlanmış nohut
1 su bardağı kuru fasulye
10 adet kuru kayısı
7-8 adet kuru incir
1 avuç kadar kuru üzüm
1 avuç kadar kuş üzümü
1 fiske tuz
4-5 tane karanfil
Şeker (damak zevkinize göre)

ÜZERİNİ SÜSLEMEK İÇİN
Fındık içi, ceviz içi, tuzsuz fıstık içi, nar taneleri, tarçın.

YAPILIŞI
Akşamdan buğday ve pirinci güzelce ayıklayıp yıkadıktan sonra bol su ile düdüklü tencerede  bir saat kadar kısık ateşte pişiriyorum. Tencereyi ocaktan alınca tencerenin içine 4-5 bardak kadar sıcak su ilave edip tencerenin ağzını sıkıca kapatıyorum ve sofra bezine sarıyorum (bu şekilde sabaha kadar buğdaylar iyice açılıyor)
Yine akşamdan fasulye ve nohutu haşlayıp hazır ediyorum.
Minik minik doğrayıp hazırladığım kuru kayısıları, kuru üzüm ve kuş üzümünü de ayıklayıp yıkadıktan sonra, hepsini küçük bir tencerede biraz şeker ve üzerini geçecek kadar su ilavesi ile yumuşayana kadar pişiriyorum.
Karanfilleri bir cezvede az su ilavesiyle kaynatıyorum.
Yine küçük küçük doğradığım kuru incirleri de bir cezvede yumuşayana kadar pişiriyorum.
Akşamdan pişirdiğim buğdayları ocağa alıp kaynadıktan sonra içine, haşlanmış nohut ve fasulyeyi, haşlanmış kuru meyveleri (suyuyla birlikte), haşladığım karanfillerin suyunu ve haşladığım incirleri de (suyunu süzerek) ilave edip bütün malzemeleri özleşene kadar kaynamaya bırakıyorum. Son olarak da şekerini (kendi damak zevkinize göre ayarlayarak) ilave edip iyice yedirdikten sonra tencereyi ocaktan alıp ılınmasını bekliyorum. Ve üzerini süsledikten sonra aşuremiz servise hazır. Afiyetle birlikte bolluk, bereket ve huzur evlerinizden eksik olmasın. Sevgilerimle..

Not: Bu ölçülerle 12-14 kase kadar çıkıyor. Fıstık, fındık, ceviz gibi kuru yemişler aşurenin içinde yumuşadığı için, ben üzerini süslemede kullanmayı tercih ediyorum, bilginize :)

24 Aralık 2010 Cuma

HİNDİSTAN CEVİZLİ MUHALLEBİ

Hafif tatlıları tercih edenler için yapımı oldukça kolay, güzel bir tarif daha vereceğim bugün sizlere. Sadece dikkat etmeniz gereken tek şey muhallebiyi hazırladıktan sonra buzdolabında katılaşması için bekletmeniz böylece kalıptan çıkardığınızda şekli bozulmuyor. İşte size benim tatlı ördeklerimin tarifi:)
MALZEMELER
1 litre süt
2 fincan un
10-11 yemek kaşığı şeker
1-2 yemek kaşığı hindistan cevizi
1 yemek kaşığı tereyağı

YAPILIŞI
Muhallebi malzemelerini (hindistan cevizi ve tereyağı hariç), orta ateşte çırpma teli ile sürekli karıştırarak pişirin. Göz göz olup kaynamaya başlayınca hindistan cevizini ekleyip, karıştırın. Ocağı kapatın ve tereyağı ekleyin. Mikser ile en az 5 dk. muhallebi ılınıncaya kadar çırpın. Dilim dilim servis yapmak isterseniz hafifçe sudan geçirip, ıslattığınız kare borcama dökün (ben küçük yuvarlaklar elde etmek için yumurtalıklara koydum, Süslemeleri için de kayısı ve damla çikolata kullandım) Ve oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Soğuyunca, buzdolabına kaldırın ve en az 2-3 saat, mümkünse 1 gece dinlendirip, servis yapın. Afiyetle...

23 Aralık 2010 Perşembe

HARDAL SOSLU BROKOLİ

Brokoli sevmeyenlere bir de bu sosla denemelerini tavsiye ederim. Hardalı tek başına sevmeyenler merak etmeyin, hardal bu sosun içinde güzel bir tat veriyor.
 
Yapılışı da şöyle: Brokolileri çiçeklerine ayırıp, az su ile 8-10 dakika kadar tencerenin kapağı kapalı, yeşilliğini kaybetmeyecek şekilde haşlayın ve soğuk suya tutun. (Brokoli ile yarı yarıya karnabaharda kullanabilirsiniz, o da bu sosla çok hoş oluyor)
Brokoliler haşlanırken bir kapta, bir kase yoğurt, 1-2 yemek kaşığı hardal, 3-4 yemek kaşığı mayonez ve tuzu pürüzsüz bir karışım elde edene kadar karıştırın ve haşlanmış ve servis tabağına dizilmiş brokolilerin üzerine gezdirin. Afiyetle..

BU KIŞIN MODASI: UZUN ÇORAPLARIM

Bu kış moda olan ve  diz kapaklarına kadar uzanan uzun çoraplardan birkaç renkte aldım. Farklı ve çok hoş modelleri var aslında karar vermek zor. İşte benim tarzımda puantiyeli ve tavşanlı çoraplarım :)
Gri puantiyeli elbisem, bordo-siyah kolyem, beyaz ayakkabılarım da yeni aldıklarım arasında..

22 Aralık 2010 Çarşamba

VİZON RENGİ BİR GÜN

5 gündür yoktum, özledim sizleri ve bloğumu. Sevgili eşimin ara sıra çıkan geçici görevleri itibariyle biz de sürekli şehir şehir gezer durumdayız. Yine bolca gezme ve bolca alışverişten sonra bugün 11.00 gibi evimize gelebildik. Gezmelerimizden ve aldıklarımdan daha sonra  bahsederim. Hemen bugünden bir fotoğrafla sizlere merhaba demek istedim. 

Vizon rengi çanta-ayakkabı, leopar kolye, desenli beyaz çorabım yeni aldıklarım arasında...

17 Aralık 2010 Cuma

KUMAŞLARIMIN BİRİ YENİ HALİNİ ALDI


Üniversite yıllarımda, çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi olan pijama takımımın üstüydü bu. Çok da severek kullandım fakat alt pijamasının biraz yıpranması sebebiyle atmak zorunda kaldım. Üstü aynen duruyor ama tek olduğu için giyemiyordum. Dolapta bekleyip duruyordu. Mavi kumaşla birleştiler ve artık yalnız değil :) Bu yazımda bahsettiğim mavi kumaşı alırken de aklımda yoktu böyle bir şey aslında sonradan gelişti. Güzel de oldu :)


Alt pijamayı evde giydiğim bir eşofmandan kalıp çıkararak diktim. Üst pijamayı da altla uyumlu olması açısından biraz renklendirerek böyle bir pijama takımı elde etmiş oldum. Sizlere de bir fikir olabilir belki..

KALPLİ TATLI KURABİYE

Malzemeler
1 paket yumuşak margarin
2 çay bardağı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
Un
1 yumurta sarısı (beyazı üzerine sürülecek)
Susam

Yapılışı
Bütün malzemeleri güzelce yoğurup, kalın bir hamur olacak şekilde merdaneyle açıyorum. Ve kalpli kalıpla şekillendiriyorum. Üst kısımlarını önce yumurta akına sonra susama batırıp tepsiye yerleştiriyorum. 170 derece ısıtılmış fırında pembeleşene kadar pişiriyorum. İşte bu kadar.
Afiyet olsun..

16 Aralık 2010 Perşembe

ÇİKOLATA SOSLU TOPLAR

Tarifini sevgili arkadaşım Tülinciğimden aldığım bu tatlının yapılışı son derece basit, sunumu açısından çok hoş, çokça da lezzetli bir tatlı. Ani gelen misafirlerinize kolayca hazırlayabileceğiniz çikolatalı topların tarifi de şöyle.. 

Malzemeler
1 paket çifte kavrulmuş pötibör bisküvi
Yarım paket eritilmiş margarin
2 elma rendesi
Bolca iri parçalanmış ceviz
Hindistan cevizi (üzeri için)

Yapılışı
Bisküvileri elimde iri iri parçalara böldüm, hindistan cevizi hariç bütün malzemeyi ekleyerek güzelce yoğurdum. Malzemeler sıkı bir hamur haline geldiğinde, ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak top gibi yuvarlayıp bir borcama dizdim. Üzerine hazır çikolata sosunu üzerindeki tarifine göre hazırlayıp, bisküvi toplarının üzerine gezdirerek döktüm ve son olarak üzerlerine hindistan cevizi döktüm. İşte bu kadar. Afiyetle.. 

14 Aralık 2010 Salı

BROKOLİ ÇORBASI

Öncelikle yağmurlu bir günden herkese sevgiler.. Satırlarıma başlarken 3-4 günlüğüne şehir dışında olacağımı sizlere belirtmek isterim. Ve burada satırlarıma son verirken :) hepinize bu çorba tarifimi ve kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.. 

MALZEMELER
Yarım kilo kadar brokoli
1 adet orta boy soğan
1 adet orta boy patates
1 yemek kaşığı un
1 fincan kırmızı mercimek
Yarım tavuk bulyon
2-3 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
Sıcak su
Tuz

YAPILIŞI
Tencerenin içine yağı, ardından yemeklik doğradığım soğanı ekleyip biraz kavurdum. 1 kaşık unu da ekleyip birlikte pembeleşene kadar kavurduktan sonra sıcak suyu, tuzu, tavuk bulyonu, yıkayıp küçük dallara ayırdığım brokolileri, küp küp doğradığım patatesleri, mercimeği tencereye ekleyip bütün malzemeyi sebzeler iyice yumuşayana kadar pişirdim. Hazır olunca çorbayı ocaktan alıp, blendırdan geçirdim. Bu kadar.. 
HOŞÇAKALIN..

13 Aralık 2010 Pazartesi

HAFTA SONU, AV MEVSİMİ, ŞAPKA-KEMER KOMBİN

Bu hafta sonu da güzel, ama havaların soğuk olması itibariyle biraz da renksizdi sanki. Sabah uyandığımda güneşi görmek beni çok mutlu ediyor ama birkaç gündür özletti kendini :) onun eksikliğiydi sanırım hissettiğim. Ama nihayet bugün bütün güzelliğiyle evimize teşrif etti :)

Bunun dışında bu hafta sonu çok hoşuma giden üç farklı kumaş aldım. Aslında bu soğuklarda canım pek de dikiş istemiyor ama son hallerini bitirdiğimde paylaşırım sizlerle. İşte yeni kumaşlarım..


Bir de Av Mevsimi‘ni izledik bu hafta sonu. Beklentinizi çok yüksek tutmazsanız güzel, izlenilebilir bir film. Şener Şen ve Çetin Tekindor’un güzel oyunculukları, Cem Yılmaz’ın filmi başka bir havaya sokması, özellikle şarkı söylediği sahne görülmeye değer. Filmin en hoş sahnesiydi bence. .

Daha önce bu yazımda anlattığım t-shirt süslemede kullandığım kumaştan artanlarla da küçük bir süsleme yapıp, şapka ve kemer uyumunu yakalamış oldum sanırım. İşte cumartesi günü ve ben..

ZEYTİNYAĞLI KURUTULMUŞ BİBER DOLMASI

MALZEMELER
15 adet kurutulmuş dolmalık biber
Her biber için bir yemek kaşığı dolusu pirinç
3 adet soğan
1-2 adet domates
Yarım çay bardağı kadar kuş üzümü
Yarım çay bardağı kadar zeytinyağı
1-2 yemek kaşığı domates salçası
Bolca maydanoz
Tuz, karabiber, kuru nane, tarçın(çay kaşığının ucuyla)
1-2 yemek kaşığı nar ekşisi
Sıcak su

YAPILIŞI
İlk olarak kurutulmuş biberlerin üzerine sıcak suyu döküp biberler yumuşayana kadar bekletiyorum. Yumuşayan biberleri soğuk sudan geçirip delikliye koyup süzülmeleri için  bırakıyorum. Geniş bir kasede yemeklik doğranmış soğanları, domatesleri, önceden ıslatılmış ve iyice yıkanmış pirinçleri, salçayı, kuş üzümlerini, ince doğranmış maydanozları, zeytinyağını, baharatları, nar ekşisini karıştırıp iyice karıştırıp biberlere doldurdum ve dik olacak şekilde tencereye dizdim. Ayrı bir kasede sıcak su, tuz, biraz limon suyu ve biraz zeytinyağını karıştırıp, bu karışımı biberlerin üzerine çıkmayacak şekilde tencereye döküp, kısık ateşte pişmeye bıraktım. Afiyetler olsun…

10 Aralık 2010 Cuma

SERAMİKTEN YAPTIĞIM SAAT

Bu saatin serüveni geçen yıl evimizi yerleştirirken, odamıza uygun bir saat aramakla geçen bir kaç ay sonunda kendim yapmaya karar vermemle başladı. Halımızdaki figürlerden esinlenerek tasarladığım güzel ve eğlenceli bir çalışma oldu. Seramikle ilgilenenlere ya da hala güzel bir saat bulamadım diyenlere de bir fikir olabilir diye ekliyorum :) 
Kelebekli odamız..
Bunlar da yapım aşamasında...

ISPANAKLI OMLET

Öncelikle herkese yağmurlu bir günden merhaba. Bugüne kadar Adana’da havalar çok güzeldi. Fakat bugün yağmurlu bir güne uyandık. Yağmurun güzelliği de bir başka tabi hele de yağmurlu havada evde olmanın tadı :) Ben de bu zevkle, bu sabah güzel bir kahvaltıyla güne merhaba demek istedim. Ve bir ıspanaksever olarak kahvaltımda yaptığım ıspanaklı omleti sizlerle paylaşmak istedim. İşte tarifi..

Ispanakların yeşil yapraklarını ince ince doğrayıp, biraz tuz ve karabiber ilavesiyle tavanın kapağını kapayıp yumuşayana kadar pişmeye bıraktım. Sonra ıspanakları biraz kenara çekip ortaya yumurtayı kırdım. Tekrar kapağını kapattım. Yumurta da pişince toz kırmızı biberle servise hazır. Afiyetle..

9 Aralık 2010 Perşembe

PORTFÖY ÇANTA SÜSLEME



Kullandığınız tek renk portföy çantanıza kendinizden bir şeyler katmak isterseniz bu belki bir fikir olabilir. Çantanın istediğiniz bir yerine, artan ve uygun renkli bir kumaştan fiyonk yapıp dikmeniz yeterli olacak. Kolay gelsin..

ISPANAKLI İRMİK TATLISI

Malzemeler
15-17 yaprak ıspanak
1 su bardağı su
4 su bardağı süt
9 yemek kaşığı irmik
8 yemek kaşığı şeker
1 çorba kaşığı teryağı
1 paket vanilya

ÜZERİ İÇİN
2 su bardağı süt
3 kaşık irmik
4 kaşık şeker
1 tatlı kaşığı kadar tereyağı

Hazırlanışı
Ispanak yapraklarını 1 su bardağı su ile rondodan geçirip suyunu süzdüm. 4 bardak sütün içine ıspanak suyunu, irmiği, şekeri ilave edip göz göz olup koyulaşana kadar pişirdim. Tencereyi ocaktan alıp vanilya ve tereyağını ekledim iyice karıştırıp, su ile ıslatılmış kare borcama döktüm. Biraz soğuyunca, üzeri için ayrı bir tencerede tereyağı hariç bütün malzemeleri karıştırıp aynı şekilde pişirip üzerine döktüm. Bunun yerine isterseniz üzerine 1 paket vanilyalı puding yapıp da dökebilirsiniz. Afiyetle.. 

8 Aralık 2010 Çarşamba

KUZUCUĞUMUZA NAZAR BONCUĞU

Evimizin bir köşesinde sessiz sessiz duran kuzumuz Şinokii’ nin :) boynuna organze bir kurdeleye eskiden kalma cam nazar boncuklarını dizdim. Sadece bir fikir :) 

NOHUTLU MERCİMEKLİ PİRİNÇ PİLAVI

Nohut, yeşil mercimek, kuru fasulye gibi bakliyatları çorbalar, pilavlar vs. için çokça haşlayıp birer su bardağı kadar küçük poşetlere koyup dondurucuda saklıyorum ben genelde. Dün akşam da pirinç pilavı yapmayı düşünüyordum ki biraz farklı bir pilav olsun dedim tam bu anda da akılma onlar geldi ve böyle bir şey çıktı ortaya. Ama gerçekten çok lezzetli oldu denemenizi tavsiye ederim.

Yapılışı da şöyle: 1 orta boy soğanı yemeklik doğrayıp yağda biraz kavurdum ve ince halkalar şeklinde doğradığım havuçları ekledim biraz da bu şekilde kavurup 2 bardak sıcak suyu, tuzu, tavuk bulyonu, 1-2 damla limon suyu ekleyip su kaynayınca tuzlu ılık suda bekletilip, iyice yıkanıp, süzülmüş 1 bardak pirinci, nohut ve mercimekleri de ekleyip pişmeye bıraktım. Bu kadar..

7 Aralık 2010 Salı

ALDIĞIM KUMAŞLARIN YENİ HALİ

Bu yazımda bahsettiğim kumaşlardan böyle bir ikili çıktı. Kalıp olarak sorarsanız, bir kalıp gösteremiyorum çünkü biraz uydurma bir kalıp oldu. Straplez badinin göğüs kısmını fotoğrafla biraz anlatmaya çalıştım,zaten göğüsten altı düz. Hırkayı da var olan birkaç kalıbın farklı parçalarını kullanarak diktim. Biraz sade bir şey olmasını istedim zaten. Artı olarak sadece bu aralar hoşuma giden belden kuşak eklemesi oldu. 
      
Bir de straplez badiye uyumlu bir kolye yaptım. Onu da 3 cm kadar genişlikte kestiğim uzun kumaşı tersinden tüm boyunu diktim ve ters çevirdim. İçine bir boncuk koyup uygun renkte iple bağladım. Kumaşın yarısına kadar böyle devam ettim. Kalan kısmını boş bırakıp küçük bir gül ekledim, bu kadar..

PEYNİRLİ DOMATESLİ AÇMA POĞAÇA

MALZEMELER
1 su bardağı ılık süt
1 su bardağı ılık su
Yarım su bardağı sıvıyağ
1 paket kuru maya
1 tatlı kaşığı tozşeker
1 çay kaşığı tuz
Un

Üzeri için:
1 adet domates
2 adet tatlı sivribiber
beyaz peynir
1 yumurta sarısı(üzerine)

YAPILIŞI
Önce derin bir kabın içinde ılık süt, ılık su, tuz, şeker ve mayayı eriyene kadar karıştırıyorum. Sonra sırasıyla sıvıyağ ve aldığı kadar unla yumuşak bir hamur elde edene kadar iyice yoğuruyorum. Çünkü  hamuru ne kadar iyi yoğurursanız, hamurunuz o kadar güzel olur. Ve hamuru 2 saat kadar mayalanmaya bırakıyorum. Mayalandıktan sonra çanak şekli verip yağlanmış tepsiye diziyorum. Üzerine önce 1 kaşık ezdiğim peynirden, sonra 1 dilim domates, bir parça biber koyarak yağlanmış tepsiye diziyorum. Hazırladığım poğaçaları fırın tepsisinde yarım saat kadar daha mayalandırıyorum. Mayalanan poğaçaların üzerlerine 1 yumurta sarısını 1 kaşık kadar sütle açıp çanakların kenarlarına sürüyorum. 180 derece ısıtılmış fırında pembeleşene kadar pişiriyorum. 


Afiyet olsun...

6 Aralık 2010 Pazartesi

GÜZEL VE HAREKETLİ BİR HAFTA SONU

Bu hafta sonu da buralarda havaların hala çok güzel oluşu itibariyle yine fazlaca  gezdiğim ve fazlaca yorulduğum bir hafta sonu oldu. (Ama bugün hava yağmurlu) Cumartesi alışveriş merkezinde, biraz alışverişle, akşam yemeğinde nefis bir balıkla, Pazar günü güzel bir brunch keyfiyle, sonra Estee Lauder ‘dan aldığım cilt analiz randevusu için tekrar alışveriş merkezine, oradan bulamadığımız bir ürün için diğer alışveriş merkezine, biraz da market ve meyve sebze alışverişi ve fazlasıyla yorgun bir şekilde eve dönüşle son buldu : )  

Bu gezmeler sonucu aldığım dantelli hoş şişesiyle yeni parfümüm ve daha önce bu yazımda bahsettiğim, rujumun azalması itibariyle aldığım yeni ruj. 


Bu tabaklar da pembe çiçekleriyle hoşuma gitti. İndirimdeydi bir kaç tane aldım.


Estee Lauder mağazasında, cilt analizi seansımdan birkaç kare… 


Cilt analizimi uzun zamandır yaptırmak istiyordum aslında ama özellikle markaların düzenlediği bu tarz organizasyonlar pek amacına uygun değilmiş bence. Cildimin gayet iyi olduğunu söyledikleri halde yaklaşık 1000 tl gibi bir tutarda almam gerekenlerin listesini çıkardılar :) şaka gibi ...

Bu da yeni aldığım ve cumartesi günü giydiğim fiyonklu elbisem ...


Ve hepinize kocaman sevgilerimle...



4 Aralık 2010 Cumartesi

3 Aralık 2010 Cuma

SAFRANLI KUŞ ÜZÜMLÜ PİLAV

Safran, rengi ve tadı itibariyle beğendiğim bir bitki. Zerde ve pilavlarda bolca kullanıyorum. Kuş üzümünü de keklerde, kurabiyelerde, pilavlarda çok seviyorum. Zaten kuş üzümünü öyle baharat paketleriyle falan değil, aktardan yarım kilo falan alıyorum : ) Dün akşamki yemeğimizde de safranlı, kuş üzümlü pilav yine yerini aldı. Farklı tatlar sevenlere tavsiye ederim. İşte tarifi..

MALZEMELER
1 su bardağı pirinç
Yarım çay bardağı kuş üzümü
1 çay kaşığı safran
1 tavuk bulyon
2 bardak sıcak su
Tuz
Sıvı yağ

YAPILIŞI
Pirinci bir kabın içerisinde 1 tatlı kaşığı tuz ve üstünü geçecek kadar sıcak su ilavesi ile en az yarım saat dinlenmeye bırakın. Kuş üzümlerini de ılık su ilavesiyle ıslatın ve üzümler şişene kadar bekletin. Pilav tenceresine sıvıyağ ve safranı koyun ve hafif kavurduktan sonra 2 bardak sıcak suyu, tavuk bulyonu, tuzu ekleyin. Su kaynayınca, süzülüp iyice yıkanmış pirinçleri ve süzülmüş kuş üzümlerini ilave edip suyunu çekene kadar pişmeye bırakın. Şimdiden afiyet olsun..

TOKA ASKILIĞIM

Banyo kapımızın üstünde yer alıyor bu çilli kız ve benim tokalarımı topluyor. Aslında bunu geçen yıl yapmıştım ama sizlerle paylaşmak şimdiye kısmet oldu. Bir fikir olabilir diye düşündüm belki sizlere de.. 

DÜĞME DÜĞME KURABİYELER


Dün akşamki çay saatimiz için bu düğme kurabiyeleri yaptım. Bu tarifi susamlı olarak yapıyordum genelde. Düğme fikri de kurabiyeleri yaparken çıktı. Çok da hoşuma gitti. İşte size tarifi..

Malzemeler
1 paket yumuşak margarin
2 çay bardağı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 yumurta sarısı
Un
Çikolata parçacıkları

Yapılışı
Bütün malzemeleri karıştırıp, şekillendiriyorum. Üzerlerine çikolata parçacıklarını yerleştiriyorum. İşte bu kadar..
Ben yarım ölçüden yapıyorum genelde, fırın tepsisi formundaki borcam doluyor. Aklınızda olsun..

2 Aralık 2010 Perşembe

MASKE ZAMANI

Kilin zengin doğal kaynaklarımızdan biri olarak, cildi rahatlattığını, sivilce gibi cilt bozukluklarını iyileştirip, kuruttuğunu bir çok kaynaktan okumuştum. Kilin, her tür cildi temizlediğini, sıkılaştırdığını, beslediğini, ve toksinlerden arındırdığını, ucuz ve kullanımı son derece basit doğal bir madde olduğunu uzun araştırmalarım sonucunda öğrenmiş bulunmaktayım.
Ben bu yaptığım maskeyi yaklaşık 2 yıldır, aksatmamaya çalışarak haftada 1 uygulamaya çalışıyorum. Genelde de aktardan alıyorum kilimi.Benim cildim karma ve yeşil kil alıyorum. Yeşil kilin yağlı olan ciltlere daha iyi geldiğini, sivilceler üzerinde daha kurutucu bir etkiye sahip olduğunu da okumuştum. Benim yüzümde pek sivilce çıkmaz ama ne bileyim yeşil kili daha çok beğendim galiba öyle de kaldı. İyi bir maske yapmak için, çok ince, beyaz veya yeşil kile ihtiyacınız var. Ve etkili olması için haftada bir kez mutlaka uygulanmalı bence. Bunu da cildimdeki değişikliklere bakarak söylüyorum.

 Ve işte maskemizin Yapılışı :
3 tatlı kaşığı kadar yeşil kil, 5-6 damla kadar zeytinyağı, 3-4 damla kayısı yağı, 1 tatlı kaşığı kadar da dinlenmiş şişe suyu (musluk suyu kullanmayın) Bu malzemeleri süzme yoğurt kıvamında, pürüzsüz bir karışım olana kadar iyice karıştırın. Karışımımız hazır olduktan sonra temiz cildimize (özellikle peeling yaptıktan sonra) alnınızın ortasından başlayarak ve dışa doğru çalışarak ince bir tabaka halinde maskeyi, yüzünüze parmaklarınızın uçlarını kullanarak uygulayın. Göz çevrelerinden kaçının. Ve doğal olarak kurumaya bırakın. Bu aşamada konuşmayın, ve benim fotoğrafta güldüğüm gibi gülmeyin yani maskede çatlakların belirlemesine neden olacak bir hareket yapmayın. Maske tamamen kuruduğu zaman, fazla bekletmeden ılık suyla durulayın.

Yüzünüzü yıkayıp kuruladıktan sonra yüzünüzün yumuşacık ve tertemiz olduğunu göreceksiniz arkadaşlar. Umarım sizde de işe yarar. 

FIRINDA HAMSİ BUĞULAMA

MALZEMELER
1 kg hamsi
2-3 tane soğan
2 tane patates
Yarım demet maydonoz
Zeytinyağı
Kırmızı biber
Limon dilimleri
Tuz

YAPILIŞI
Hamsileri ayıklayıp, duru bir su çıkana kadar yıkayın. Suyunun süzülmesi için bir süzgeçe alın, tuzlayın, iyice harmanlayıp, vaktiniz varsa 1-2 saat kadar bekletin(balıkların tuzunu alması için). Bu arada enine yarım daire şeklinde kestiğiniz soğanları ve ince ince kıydığınız maydanozları biraz tuz, biraz zeytinyağı ile iyice ovun ve fırın tepsisine yayın. Üzerine halka halka doğranmış patatesleri en üste de hamsileri dizin. Biraz kırmızı toz biber serpin, birkaç da limon dilimi ekleyin. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirin, yarım limonun suyunu sıkın üzerini aliminyum folyo ile kapatın (buharda pişmesi için). 200-220 derece ısıtılmış fırına verin. Biraz piştikten sonra folyoyu açın, hafif kızarsın. Şimdiden de afiyet olsun..

1 Aralık 2010 Çarşamba

MAKYAJ GÜNLÜĞÜ

Kullandığım ve tavsiye ettiğim birkaç ürünü sizlerle paylaşmak istedim. İhtiyacı olanlara ve kararsız kalanlara bir önbilgi mahiyetindedir... 
L’oreal’den dudaklara dolgunlaştırıcı etki ve parlaklık veren bir ruj: Ruj benim hayatımda olmazsa olmazlarımdan biridir. Çantamdaki demirbaşlardandır daima. L’oreal’in bu rujunu parlaklık ve uzun süre kalıcılık isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Kalp şeklindeki fırçası da renk taşmasını önlüyor ve ayrıca 6 saat kadar etkili.
L’oreal’den cildinizle uyum sağlayan mükemmel bir fondöten: Çok fazla fondöten kullanmayı sevmiyorum aslında sadece özel günlerde tercih ediyorum diyebilirim. Ama bu fondöten oldukça doğal bir görünüm sağladığından çok severek kullandığım bir ürün. Tavsiye ediyorum.
Max Factor parlatıcı ruj: Şeftali tonlarında bir ruj almaktı niyetim, tamamen rengine aldanıp aldım galiba. Çilek tadında oluşu hoş sadece : ) Hiç kalıcı değil tavsiye etmiyorum.
Acı Badem Sütü: Makyaj temizleme adına hangi ürün varsa denedim sanırım. Fakat hiç birinden memnun kalamadım. İyi temizleyemeyen ürünler, gözlerimi yakanlar vs. Son olarak acı badem sütünü denemeye karar verdim ve 6 aydır kullanıyorum ve çok çok memnunum. Gözlerimde hiç yanma yapmıyor ve makyajdan tek iz bile bırakmıyor, çok da güzel nemlendiriyor. Eczanelerde de satılıyor ve fiyatı da çok uygun. Çoma marka oluşu aldığım kozmetikçinin tavsiye edişiyle oldu. 
NOT: Çoma'nın badem sütü bittiğinde Bebak acı badem sütü'ne geçtim tek farkı Çoma'dan biraz daha akışkan bu da daha kullanışlı olmasını sağlıyor. Ayrıca gebelik durumu olanlarda oluşan karın çatlaklarına da iyi geliyormuş duyduğum kadarıyla. Benden de sizlere duyurulur. Sevgilerimle...