29 Mart 2013 Cuma

TAVSİYE MELEĞİ OLMAK


Geçtiğimiz günlerde mailime gönderilen e-posta sayesinde tanıştım bu yeni uygulamayla. Kadınları, hiçbir ücret ödemeden sevdikleri markalar ile buluşturan bu yeni ve eğlenceli platformun adı Tavsiye Kanalı...

Tavsiye Kanalı’na katılan kadınlar birer 'Tavsiye Meleği' oluyor ve en ünlü markaların en yeni ürün ve hizmetlerini herkesten önce deniyorlar. Daha sonra denedikleri ürünlerle ilgili tavsiyelerini yine bu platformda paylaşıyorlar. Hepsi bu.

Bunun için tek yapmanız gereken tavsiyekanali.com ‘a üye olmak ve tarafınıza ücretsiz olarak gönderilecek ürünler hakkında yorumlar yaparak görüşlerinizi paylaşmak.

28 Mart 2013 Perşembe

ANTRASİT JİLE ELBİSE


Bu elbiseyi 2008 yılında, mutluluktan havalarda gezdiğim günlerden birinde, beni istemeye gelecekleri akşam, giymek için almıştım. Tecrübesizlikten sanırım, ilk zamanlar bu konularda pek bilgisi olmuyor insanın ya da benim öyle oldu sadece :) Yeni bir şey almayı bile düşünmemiştim hiç, eşimin ısrarı üzerine bir bakalım madem dedim, o da ilk olarak baktığım yerden, Zara’dan, bulduğum en üsturuplu şeyleri almıştım :) Bir jile, içine de hakim yaka beyaz bir gömlek… Şimdiki aklım olsa, bu kadar önemli bir gün için, alışverişe bir hafta önceden başlardım herhalde :) Bu işlerin içine girdikten sonra öğreniyor insan, birbirinden güzel, bir o kadar da ilginç evlilik adetlerini. O güzel günlerin anısından sanırım, hala çok seviyorum bu elbisemi.
Hafta sonu bir doğum gününe davetliydik, ben de uzun zamandır giymediğim bu elbisemi giydim, bu defa beyaz şifon gömleğimle.




26 Mart 2013 Salı

BORDO SİYAH


Bordo çok kullandığım renklerden biri değil ama hem sevdiğim hem de kendime yakıştırdığım bir renk. Özellikle klasik parçalar birleştirildiğinde, bazen siyah kadar da asil durabiliyor. Bir de benim kullandığım gibi günlük tarzdaki parçalarla da çok yakıştığını düşünüyorum.



İnce triko, önü dantelli kazağımı Topshop’tan almıştım birkaç yıl önce, Zara siyah eteğimi çok seviyorum zaten, kumaşı uygun olduğundan yaz-kış giyilebilen parçalar arasında. Bordo sırt çantamsa taa lise yıllarımda aldığım ve çok da severek kullandığım bir çantaydı. Bana kalsa çoktan elden çıkarmıştım ama annem atmaya kıyamayanlardandır bu da çoğu zaman işime yarıyor aslında. Malum sırt çanta modası bu yıl geri döndü, son gidişimde baktım ki dolapta bekliyor, ben de topladım eskilerimi geldim. Bu sezonun bordo modasına açılışı da yaptım ;)

25 Mart 2013 Pazartesi

HAFTA SONU: LEMAN KÜLTÜR’DE KAHVALTI


Bu hafta sonu oldukça yoğun geçti. Yoğun dediğim de kahvaltılar, yemekler, bir doğum günü partisi biraz alışveriş falan filan şeklinde ;) Ama yorgunluktan Pazar akşamı saat dokuz gibi uyuyakaldım. Aman, bütün yorgunluklarımız böyle olsun şekerim, diyerek geçiyorum kahvaltıya ;)


İlk olarak Cumartesi günü kahvaltı için Leman Kültür’e gittik. Adana’ya açıldığı dört ay kadar olmuş, bizim memlekette olduğumuz zamanda falan açıldı sanırım, yolumuzun üzerinde olmasına rağmen hiç haberimiz olmadı çünkü. Kahvaltısının da oldukça zengin olduğunu görmüştük bir yerde, bu Cumartesi sabahı oradaydık. Gerçekten fazlasıyla zengin bir kahvaltı tabağı, sahanda yumurta ve siron vardı “Leman Yok Yok Kahvaltı “ tabağında. Özellikle kahvaltı için özel olarak yaptıkları biberli, naneli küçük ekmekleri çok beğendim.



Menü de oldukça zengin ve Leman’ca hazırlanmış :) Ayrıca Adana’ya bu tarz mekanların açılması beni mutlu ediyor, her yer kebapçı, tamam kebabı tek kelimeyle harika ama arada değişik bir şeyler de yemek istiyor insan. Pazar akşam yemeği için de oraya gittik, yemekler de fena sayılmaz.


Ve son olarak bordo kombin, bir sonraki yazıda ;)

21 Mart 2013 Perşembe

TABA RENGİ VE VİNTAGE ÇANTA


Geçen gün giyip yayınlamadıklarım bunlar.

*Pazar günü kahvaltıya giderken.
Burada favori parça eteğimdi, çok eskilerden kalma bir parça. Uzun zamandır dolapta bekleyenler arasındaydı. Diz boyundaydı biraz kısaltıp tekrar kullanıma açtım. Penye ceket de Adapazarı sosyete pazarı ganimetlerinden, çok uygun bir fiyata almıştım, onu da ilk kez giydim. Taba çanta, ayakkabı da rahat etmek istediğim zamanlarda giydiklerimden.


*Dün akşam ekstra çıkan akşam gezmesine giderken.
Buradaki favori parça da çantamdı. Annemin yeni evlendiği zamanlarda aldığı bir çantaymış, yani oldukça eskilerden, bana yadigar. Gömlek yenilerden Adl, botlar da Gön, baharın gelmesiyle bu da bu yıl son giyişim olacak sanırım.

19 Mart 2013 Salı

HAVUÇLU PASTA


Havuçlu pasta, favori tatlılarım arasındadır aslında ama seçenek çokluğundan tarif defterimin ara sayfalarında kalmış, uzun süredir yapmıyordum. Bu tatlının en sevdiğim yanı dondurucuda yaklaşık iki ay kadar muhafaza edilebiliyor, tabi ki yemeden durabilirseniz :) Beklenmedik bir misafiriniz geldiğinde de tatlınız dolabınızda hazır oluyor… Oldukça da pratik ve lezzetli bir tatlı. Tarifi de şöyle…


MALZEMELER
1 kg. havuç
1 bardak şeker
1 paket krem şanti
1 çay bardağı süt
Yarım paket pötibör bisküvi
İri kıyılmış ceviz
Sıvı yağ

YAPILIŞI
Sıvı yağ koyduğunuz tavaya rendelediğiniz bir kilo havucu ve bir bardak şekeri ilave ederek soteleyin ve soğumaya bırakın. Bu arada bir paket krem şantiyi bir çay bardağı süt ile (koyu kıvamlı olması için) çırparak buzdolabında bekletin. Soğuyan havuçlu harcın içine yarım paket pötibör bisküviyi ve istediğiniz kadar cevizi elinizle kırarak ilave edin ve iyice karıştırın. Tezgahın üzerine streç film sererek üzerine havuçlu karışımı dikdörtgen şekilde yayın, üzerine de krem şantiyi sürün. Karışımı streç film yardımıyla dikkatlice yuvarlayın ve yine streç filme sararak dondurucuya atın.


Servis yapacağınız zaman dondurucudan çıkarıp dilimleyin ve tatlıyı yeniden dondurucuya kaldırın. Tatlıyı bu şekilde iki ay kadar muhafaza edebilirsiniz.

18 Mart 2013 Pazartesi

HAFTA SONU: EKOTEPE’DE KAHVALTI


Ekotepe, Adana’ya yaklaşık 35 km uzaklıkta (Karaisalı yolu üzerinde) hafta sonları tamamı organik ürünlerden oluşan açık büfe kahvaltısı olan, doğayla iç içe güzel bir mekan. Adını birkaç kez duymuştum, bu hafta sonu da eşim Pazar kahvaltısı için plan yapmış, gittik ve denedik.


Kahvaltı menüsü’nün pek geniş olduğunu söyleyemem. Kahvaltılıklar haricinde kadınlar ocak başında sıkma yapıyorlar, kalabalık olduğundan onda da epey bir sıra beklemek gerekiyor. Sahanda yumurta yapılıyormuş istedik ama kalabalıktan unutuldu gitti arada. Biz biraz geç gittik sanırım ondan mıdır bilmem, anlatıldığı kadar pek bir şey göremedim açıkçası. Ama mekan güzeldi, olumsuz düşünmek istemiyorum şimdilik. Bir daha ki sefere erken gitmeyi düşünüyoruz bakalım :) Ama çay konusuna gelirsek çok iyiydi, fotoğrafta gördüğünüz üzere sürekli yenileniyor, yeni demlenenler, hazır olanlar üzerlerine yazılarak belirtiliyor. İsteğe göre masanıza demlikle de getiriliyor. Ayrıca Adana’daki çoğu mekan gibi kaçak çay değil, halis mulis türk çayı :) Ayrıca istediğiniz kadar yeme içme serbest, tek fiyat ;)


Onun haricinde, doğa yürüyüşleri yapabileceğiniz, kafa dinleyebileceğiniz, özellikle de çocuklu aileler için kesinlikle ideal bir yer, hafta sonları avm turlamaktan çok daha güzel bir seçenek. Çocuklar için çiftlik ortamında görebilecekleri çeşitli hayvanlar bile var. Kafestekiler dışında zeytin bahçesi içinde kendi halinde gezinen bir tavus kuşu bile vardı mesela.


Biz gittiğimizde hafif yağmur çiselemeye başladı o yüzden içeride oturduk ama güzel havalarda dışarıda oturulabilecek doğayla iç içe çok güzel yerler var. Yolunuz düşerse siz de bir deneyin derim ;)


11 Mart 2013 Pazartesi

ADIM ÇÖREĞİ


Adım çöreği, memlekete gittiğimizde Arman’ın yeni yeni ayaklanmasından sonra annemden duyduğum bir gelenekti. Bir an evvel yapıp dağıtalım çocuğun adımları düzelsin deyip durdu annem :) Araya, gelip gitmeler falan girdi orada yapamadık ama yine de bu güzelliği atlamak istemedim. Gününü belirleyince annem de geldi ve nihayet geçtiğimiz hafta adım çöreğimizi de yaptık.
Eski Türklerden kalma bir gelenekmiş "adım çöreği". Bebeğin yürümek üzere attığı ilk adım çok önemli sayıldığı için kutlama yapılırmış. Ben de geleneklerimizi yaşatmayı seven biri olarak, birkaç arkadaşım, komşumla böyle küçük bir kutlama yapmak istedim.
Bu geleneğin amacı, yürümeye başlayan çocuğun çok çabuk, düşmeden yürümesi ve bu sevincin yakın akraba, komşu, dost ve arkadaşlarla kutlanmasıymış. Bu gün çörek yapılıp dağıtıldığı için de merasime 'adım çöreği' denirmiş. Bir de ilginç tarafı, çörek yapılırken içine bozuk para konulup, çöreğinden para çıkan kişi çocuğa bir hediye alırmış. Hatta bu hediye herhangi bir hediye değil, ayakkabı olmalıymış :) O da bir arkadaşıma çıktı, güzel de bir espri oldu :)


İşte günün konusu olan ve annemin marifetli ellerinden çıkan Adım Çöreğimiz.
Özel bir tarifi olmuyormuş adım çöreğinin, istediğiniz herhangi bir çörek yapılabiliyormuş. Biz annemin meşhur çöreğinden yaptık, her zamanki gibi çok lezzetli olmuştu, beğenileri de topladı. Tarifini, isteyen arkadaşlarım için yazıyorum.

MALZEMELER
1 bardak (ılık) süt
1 bardak (ılık) su
1 yumurta beyazı (sarısı üzeri için ayrılacak)
1 paket (kuru) maya
1 çay kaşığı karbonat
1 tatlı kaşığı şeker
Tuz, un

YAPILIŞI
Süt ve suyu yoğurma kabına aldıktan sonra mayayı ekleyip eritin (10 dakika bekletin). Maya eridikten sonra bütün malzemeleri ilave edip iyice yoğurun (ekmek hamuru kıvamında). Hamurun üzerine bir tutam un serpip bir saat kadar mayalanmaya bırakın. Mayalanma tamamlandıktan sonra bir daha yoğurun (bu aşamada içine bozuk para atmayı unutmayın ;) ve fırın kabına alın, yarım saat de bu şekilde mayalansın. Fırına atmadan önce ayırdığınız yumurta sarısına bir yemek kaşığı kadar da sıvı yağ ilave edip çöreğin üzerine sürün. Susam ve çörek otu ile süsleyerek 180 derece ısıtılmış fırında pişirin.

Adım çöreğinin dışında menümüzde pırasalı arnavut böreği,




kalpli mini kekler ve malatya şekerparesi vardı.


Ve yürümeye başlayan bebeğin ayak baş parmaklarına kurdele bağlanıp, hızlı, tetik biri koşarak gelip bu kurdeleyi kesermiş. Bunu da fazlasıyla hareketli olan anneciğim, kimselere bırakmadı. Arminto’m da şaşkınlıktan başladı ağlamaya :)

Arman’cığım, senin ilk adımlarını işte böyle küçük bir organizasyonla kutladık. Sen minik, sevimli ayaklarınla hayatımızın içinde minik minik adımlar atarken, önündeki yol hep aydınlık, attığın adımlar hep doğru yolda olsun canım oğlum…

Ve son olarak yürümeye başlayan bebenin annesi…

5 Mart 2013 Salı

ORLON İPLERDEN ÇOK AMAÇLI ÖRTÜ


Anneme son gidişimde görmüştüm bu rengarenk orlon ipleri. Kalan malzemeleri değerlendirmeyi sevdiğimi bildiğinden bana lazım değil, sen bir şeyler yaparsın deyince toplayıp getirmiştim hepsini. Geçen akşam tv izlerken rastgele başladım, o renk bu renk derken böyle bir şey çıktı ortaya. Çok amaçlı örtü diyorum çünkü amaç bulunduğu ortamı renklendirsin yeter ;)


Tığ işi bilen herkes yapabilir aslında, sadece trabzandan iberet, ama yine de bilmeyenler için yapım aşaması...


1-2. İpi iki kez parmağınıza dolayarak başlayın ve üzerini trabzanla doldurun.
3-4. Turu tamamladıktan sonra başlangıçta kalan ipi çekerek ortayı sıklaştırın.
5-6. Trabzanların aralarına batarak ve istediğiniz renkleri kullanarak devam edin ;)

1 Mart 2013 Cuma

BU HAFTA BİTERKEN


Son günlerden kalanlar bunlar…

1. Renklerini çok beğenerek, annemden topladığım orlon ipleri değerlendiriyorum. Akşam tv izlerken yaptığım kadarıyla böyle bir şey çıktı. Çok eğlenceli, her renkte yeni bir güzellik çıkıyor.
2. Kitapçının önerisiyle aldığım ve yeni okumaya başladığım bir kitap, İncir Kuşları…
3. Arman’dan sonra sinemadan uzak kalınca evde dvd keyfine başladık. İlk olarak Sex And The City 2 ile başladık. Evet itiraf ediyorum ikincisini izlemekte geç kaldım ama çok eğlendim ya, son günlerde en çok güldüğüm akşamdı :) Sarah Jessica Parker’ın birbirinden güzel kıyafetlerini her zamanki gibi çok beğendim ;)
4. Bu defa da damla çikolatalı kaşık kurabiyeler
5. Bir arkadaşımın, Arman’ın doğum günü için aldığı tatlı kıyafetlerden sonra Soobe ‘nin çocuk kıyafetleri ilgimi çekmeye başladı. Bu da Arman’ın oduncu gömleği…
6. Evimize geldiğim gibi balkonumuza yeni çiçekler diktim şimdi yerlerine alışma aşamasındalar. Adana’da artık iyice kendini hissettiren güneşten sonra baharın en güzel habercileri birbirinden güzel çiçekler değil mi?

Ve en sevdiğim mevsim geldi nihayet, sıcağın en tatlı hali, pırıl pırıl güneş, ılık esen rüzgarlar, rengarenk çiçekler, taze toprak kokusu, kuş sesleri eşliğinde balkonlarda başlayan kahvaltılar , çaylar... Yaşasın İlkbahar :)