26 Aralık 2012 Çarşamba

YOĞURTLU KURABİYE


Bugünkü çay saatimiz için yaptığım bu kurabiye tarifini uzun zamandır paylaşmak istiyorum aslında fakat her yaptığımda gelen giden derken bir bakıyorum bitivermiş. Bugün piştiği gibi sıcak sıcak fotoğrafladım. Aslında pek de yabancı bir tat değil, eskilerden bir tarif bu. Anneanne ve babaannelerin, eskiden öyle fazla malzeme olmadığı dönemlerin favori kurabiyesi bu :) Oldukça basit, malzemeler ise her zaman evde bulunan malzemeler.. Mutfaktan yayılan o mis kokuyu anlatabilmem için ise siz de denemelisiniz :)


MALZEMELER

Yarım paket tereyağı ya da margarin
2 kahve fincanı şeker
1 kahve fincanı yoğurt
1 kahve fincanı sıvı yağ
1 yumurta sarısı (beyazı üzeri için ayrılacak)
1 paket kabartma tozu
Un

YAPILIŞI

Bütün malzemeleri sırasıyla ekleyerek yumuşak kıvamda bir hamur elde edene kadar iyice yoğurun. Hamuru 10 dakika kadar dinlendirdikten sonra şekillendirip, önce yumurta akına sonra şekere batırarak yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. 180 derece ısıtılmış fırında üzerleri pembeleşene kadar pişirin.
Bu arada çayınızı da hazır etmeyi unutmayın ;)

25 Aralık 2012 Salı

SİYAH HIRKA VE ÇİZME


Bu yazımda bahsettiğim hırka ve çizmelerimin açılışını yaptım. Sabah kahvaltıya giderken taytla, akşam  gezmelerimizde etekle giydim. İki şekliyle de rahatlığını sevdim.


24 Aralık 2012 Pazartesi

ADANA’DA BİR KEBAPÇI: KEBAPÇI ADİL


Adana denilince akla ilk gelen şeylerden biri de Adana Kebabı’dır herhalde :) Bu yüzden ben de size Adana’da en güzel kebabı yiyebileceğiniz yerlerden birini önermek istiyorum. Daha önce bu yazımda başka bir kebapçıdan bahsetmiştim, lezzet bakımından ikisi de birbirine yakın diyebilirim ama mekan olarak Adil Kebap daha düzgün. Bizim Adil Kebap’a ilk gidişimiz çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın davetiyle olmuştu, Arman daha bir buçuk aylık falandı sanırım. O nefis kebabını yedikten sonra o gün bugündür başka bir kebapçıya gitmiyoruz.
Kullandıkları etin kalitesinden sanırım kebabı tek kelimeyle muhteşem, mezeleri de birbirinden lezzetli ama benim en sevdiğim közde pişmiş soğan (en alttaki fotoğraf). Kimyon, pul biber ve nar ekşisiyle servis ediliyor, harika bir tat, denemelisiniz.


Adana’daki bütün mekanlarda olduğu gibi burada da ikram bol, bu salataların hepsi kebabın yanında geliyor.



Özetle, kebabı ve mezeleri mükemmel, fiyatı da bu kaliteye göre oldukça uygun, imkanınız varsa mutlaka denenmesi gereken bir tat.

Bu mini kebabı da Arman için acısız olarak yapıp getirmişlerdi çok hoşumuza gitmişti bu jest, tabi ki Arman’ın da. Yarım porsiyona yakın büyüklükteydi ama hepsini yedi oburcan :)

Bu yazım Adana’ya gelecek olup mekan soran arkadaşlara tavsiye niteliğindedir ;) Birkaç yerde daha şubeleri var ama benim tavsiye ettiğim merkez yeri, Yüreğir’de Karşıyaka Semti’nin Cumhuriyet Mahallesi civarında.

22 Aralık 2012 Cumartesi

ÜÇ PARÇA


Son günlerde çok beğenerek aldığım üç parça:

1. Bir süredir aradığım ve sonunda modelini beğenerek aldığım siyah hırka. Beymen.
2. Son 4-5 yıldır aldığım en uzun çizme. Hotiç.
3. Koton indiriminden saks mavi çanta. Koton.

21 Aralık 2012 Cuma

SALAŞ HIRKA


Bu sezon dökümlü hırkalar çok moda, bir çok markada farklı modellere rastlamak mümkün. Ben de böyle dökümlü bir model istiyordum, geçen gün kumaş alırken bu çizgili örme kumaşı görünce dikmeye karar verdim. Benzer kumaşta bir tuniğim vardı, kalıp olarak onu kullandım. Oldukça basit bir model oldu, farklı olan sadece ön parçalar, o da dikdörtgen bir parçanın köşesine kol oyuğu verilmiş hali. Uzunluğu ise yakanın ne kadar sarkmasını istediğinize bağlı, benim kumaşım bu kadar yettiğinden böyle bir model çıktı ortaya :)


Ön parça kalıbı böyle bir şey oluyor.

17 Aralık 2012 Pazartesi

HAFTA SONU: MERSİN GEZİSİ


Bu hafta sonu hava da güzel olunca bir Mersin gezisi yapalım dedik, kahvaltımızı da orada yapmaya karar verince sabah erkenden Mersin’e doğru çıktık yola. Saat dokuz buçukta oradaydık. Kahvaltı yapılabilecek sahilde bir çok mekan var aslında ama bloğumu takip eden arkadaşlardan birinin tavsiyesi üzerine Yasemin Cafe’ye gittik. Gerçekten oldukça nezih ve ferah bir mekan, oldukça da zengin açık büfe kahvaltı menüsü var, servis de güzel, fiyat da uygun diyebilirim. Özetle yolunuz düşerse denemenizi tavsiye ederim ;)




Kahvaltı sonrasında sahilde uzun bir yürüyüş yaptık. Sonrasında ilk hedefimiz Mersin Forum Alışveriş Merkeziydi. Daha önce de birkaç kez gitmiştim ama çok dikkatli gezmemişim herhalde bu defa çok daha hoşuma gitti, özellikle Adana’da olmayan markaları gördüğüme çok sevindim :) O kadar yürüyüp yorulduktan sonra Kahve Dünyası'nda bir mola verip dinlendik, sonrasında biraz da çarşı-pazar gezmesi yaptık. Gezeceğimiz yerleri bitiremezsek gece kalabiliriz diye gitmiştik ama gerek kalmadı, Göksel Tantuni’de de güzel bir akşam yemeği yiyerek Mersin gezimizi tamamladık.

13 Aralık 2012 Perşembe

PUANLI HIRKA VE SİYAH KALEM ETEK


Dünkü gezmelerde giydiklerim bunlar. Pudra rengi puanlı hırkamı geçen yıl sezon indiriminde almıştım, LcWaikiki' den. Siyah kalem etekle birlikte giydim malum siyah kalem etek her zaman kurtarıcı parçalar arasında. Bir süredir aradığım modelde siyah çantamı da geçtiğimiz hafta sonu hiç ummadığım bir yerde, sosyete pazarında buldum. Tahmin etmeyeceğim yerlerden olmadık şeyler bulmaya bayılıyorum, pazarcı ruhu var bende :) Boncuklu kolyelerimden ise hiç vazgeçemiyorum.


10 Aralık 2012 Pazartesi

HAFTA SONU: GÖL KIYISINDA KAHVALTI


Adana’nın Çatalan Barajı civarı, büyük şehirlerde bulunması zor olan doğayla iç içe, harika manzarasıyla görülmeye değer bir yer. Ama daha öncede bahsettiğim, Adana’daki bir çok mekanda gördüğüm eksiklikleri bir kısmı burada da mevcut. Kıyı boyunca kahvaltı yapılabilecek bir çok mekan var (bir çoğunu denedik sayılır) ama bana göre hepsi vasatın altında. O güzel ortamın daha nezih mekanlarla güzelleştirilmesi gerek diye düşünüyorum. Adana’ya gelmeyi düşünüp mekan soran arkadaşlara yönelik ortalama bir mekandan bahsetmem gerekirse bir kişilik köy kahvaltısında;
-3 çeşit peynir
-2 çeşit zeytin
-domates,salatalık
-bal
-kaymak
-tereyağı
-çilek reçeli
-turunç reçeli
-sahanda yumurta ve yufka ekmeği var.


İsteğe göre sıkma ya da gözleme de var. Çayı da kişi sayısına göre çaydanlıkta isteyebiliyorsunuz. Beklentinizi yüksek tutmazsanız, Adana’ya geldiğinizde bu güzel manzarada, yapılabilir bir köy kahvaltısı. Fiyat konusuna gelince, (herkesin bileceği bir mekan olarak Mado’yla kıyaslarsam) Mado’dan fazla bir ücret ödemeniz gerekiyor, mekan, kalite ve hijyen kıyaslaması yapmak istemiyorum ;) Burası Çatalan Barajı'nın bitiminde bulunuyor, mekanın ismi de Boğaziçi...


Yine o civarda bulunan güzel manzarada birkaç poz…



6 Aralık 2012 Perşembe

BUGÜNLERDE


Dün nihayet aşuremizi yaptım. Hazır satılan alüminyum kaselerden ararken Şok’ta bu plastik hem de kapaklı kaseleri buldum, dağıtırken çok rahat oldu ;)


Kumaş alıp dikmeyi planladığım iki parçayı (beyaz bir tunik ve mini kalem etek) ihraç fazlası giysilerin satıldığı bir dükkanda, hem de çok uygun fiyatlara buldum. Kumaş alıp diksem bu kadar ucuz olmazdı. Beyaz tunik dediğim aslında bir elbiseydi, kumaşını çok beğendim ve iki tane aldım :) Birinin boyunu kısalttım ve tunik olarak giydim bile. Diğerini de uzun kollu elbise olarak yaza kadar birkaç kez giyip yazın kollarını çıkarıp askılı olarak kullanmayı düşünüyorum. Siyah kalem eteğim var aslında hem de fazlaca para verip almıştım, benimkiyle aynı kumaş ve kesim diyebilirim. Benimki diz boyundaydı, bu eteğin de boyunu kısaltıp mini yaptım.


Bu yazımda bahsettiğim şalımı bir arkadaşım beğendi, ona hediye ettim. Bir tane daha örmeye başladım. Akşamları televizyon izlerken boş oturamıyorum, bir şeylerle uğraşmak hoşuma gidiyor. Bu arada yumağın ne kadarını kullandığımı soranlar olmuştu. Bu örnek çok ip yemiyor, aynı yumağı kullanıyorum ve fotoğrafta gördüğünüz kadarı kaldı..


Bunlar da dün akşam otururken çizip biçtiklerim.. Sevgili arkadaşımın Ocak ayının ilk haftasında beklediğimiz bebişi için hazırlıklar...


Ve artık pazar alışverişlerimizde yeşillikleri daha çok almaya başladım. Malum, kış geldi, ev oturmalarımız başlayınca çay saatlerimizin vazgeçilmezi kısır da baş köşede yerini aldı. Kısır yapıyorum diyen varsa her işi bırakır hemen gelirim ona göre :)

3 Aralık 2012 Pazartesi

TRİKO ELBİSE


Soğuk havalar geldiğinde çok severek giydiğim parçalardan triko elbiseler. Tek parça oluşu sebebiyle giy ve çık rahatlığı sağlaması ayrı bir güzellik. Bu elbiseyi geçen yıl sezon indiriminde almıştım, Mango’dan. Bu hafta sonu da giydim ilk kez. Fiyonklu ayakkabılarımı 2-3 yıl oldu aldığım ama sanırım bu üçüncü giyişim. Kolyemi de İzmir'de çokça rastladığım Ambar isimli bir mağazadan almıştım, oldukça iyi çıktı hiç kararma yapmadı. Yaz sıcaklarından sonra saçlarım da özgürlüğüne kavuştu artık :)
Bu arada biz güneyde yaşamanın avantajını bu aylarda yaşıyoruz, hafta sonu yazdan kalma bir hava vardı Adana’da. Cumartesi günü arkadaşlarla göl kenarında kahvaltılara gidildi, Pazar günü de çarşı-pazar gezmeleriyle geçti. Fotoğraflar Pazar gününden..





Ama yurt genelinde beklenen yağışlı hava bugün geldi buraya da..