Bundan 6-7 yıl önce bir dergide Şirince Köyü’nü anlatan bir yazı okumuştum. ‘Şeftali kokulu kasaba’ diye bahsediyordu, çok hoşuma gitmişti. O gün bu gün aklımdaydı Şirince. İzmir’e gelirken de gezilmesi gereken yerler listemizdeydi. Şeftali kokusu olmasa da :) oldukça şirin bir yermiş.
Öncelikle biraz yokuş tırmanarak kahvaltı yapacağımız mekana gittik. Hafta içi olduğundan sanırım, gittiğimizde sadece iki masa doluydu, diğer bütün masalar boştu (fotoğrafta da görüldüğü üzere) ama sahibinin ‘Rezervasyonunuz var mı?’ diye sorması oldukça ilginçti :) Onun dışında her şey güzeldi, kahvaltılıklar taze, ekmek fırından yeni çıkmış, çay termosta, masadaki kahvaltılıklar dışında yeni pişenler sıcak sıcak geliyor. Yolunuz düşerse mekanın ismi de Can Kafe.
Kahvaltıdan sonra köyü şöyle bir dolaştık.
Her yerde hediyelik ürünler var, fiyatlar normalden 4-5 kat pahalı. Çeşit çeşit meyve ve üzüm şarapları satılıyor her yerde, deneme amaçlı şarap ikramları var. Biz, bir kavun bir de ayva şarabı aldık. Kavunun aroması hoş, ayva da çok hafif...


Burası eski bir evin mahseniymiş, çok hoş bir mekandı.
Sonrasında kiliseye gittik, sadece ana duvarları ayakta, her yer kırık dökük, çöp yuvası gibi. Onun haricinde pek de gezilecek bir yer yok zaten.
Ve Şirince’den ayrılış…
Sonrasında Efes’e gittik, girişte özel araç 7,5 lira, aracınızı park ettikten sonra ören yerine giriş de kişi başı 25 lira aklınızda olsun :) Çıkışta Yedi Uyuyanlar varmış burada da bir uğrayalım dedik boş mezarları var fakat giriş tellerle kapalı, zincirlerle kilitli. Madem kilitleyeceksiniz niye tarihi tabela koyarak insanları yönlendiriyorsunuz, ilgililer sorarım size? Biraz ilerisinde de Meryem Ana vardı ama bu olaydan sonra hiç görmek istemedik. Canım ülkemin turist sömürme politikası, yalnız bahşiş kutusunu unutmuşlar :))
Dönüşte de güzel bir İkea alışverişiyle gezimiz son buldu.