28 Ekim 2012 Pazar

BEYAZ PEPLUM BLUZ


Son zamanlarda peplumlara takılmış durumdayım, kendi diktiklerim hariç hazırda beğendiklerimi de almadan edemiyorum. Bu peplum bluzu da Eskişehir’den almıştım, bayramda siyah mini eteğimle giydim. Leopar çanta ve ayakkabılarımı da yaz sonunda nihayet giyebildim.




İlk olarak siyah taytla giymeyi tercih etmiştim, son fotoğraflar da Eskişehir’den…



18 Ekim 2012 Perşembe

TARİHİ ASANSÖR


İzmir’e giderken gezilecek yerler listemizde Asansör Kulesi de vardı. Son günlerimizde orayı da ziyaret ettik. Asansör binası çok eski bir bina olup o zamanlar iki semt arasındaki ulaşımı sağlamak amacıyla yaptırılmış. İzmir’in her tarafı görünüyor, güzel bir manzarası var. Yukarıda oturulabilecek yerler de var ama küçük, dar bir yer. Biz manzaraya şöyle bir bakıp, asansör gezimizi 15 dakikada tamamladık.





Son fotoğraflar da kulenin önündeki sokakta bulunan eski evlerin önünde…



15 Ekim 2012 Pazartesi

İZMİR’DE BAŞKA BİR GÜN


İzmir’e geldiğimizden beri, gün boyu gezmelerden akşamları yorgun düşüyoruz artık :) Sabah bir çıkıyoruz, otele dönüşümüz akşam yedi-sekizi buluyor o da Arman’ın uyku saati geldiğinden. Ama dün akşam Kordon’daki mekanlardan birinde eşimin arkadaşlarıyla buluştuk, gece yarısını bulduk bu kez, Arman’cığım da yine bizi şaşırtarak arabasında güzelce uyudu. Yazılarımın saati de şaştı, ne zaman vakit bulursam hemen oturuyorum bilgisayarın başına ama yine de yazılacaklar iyice birikti.

Geçtiğimiz sabah Alsancak’taki Özsüt’ün ege kahvaltısını denedik bu kez de, fena sayılmaz ama Şirince’dekini aratır.


Sonrasında Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nı yeniden turladık, Sevgi yolundan geçtik. Arada bir yemek molası verdik, oturduğumuz mekanda da Seksenler dizisinin Butik Ali’si Hakan Bulut’la karşılaştık, arkadaşı da Küçük Sırlar’da falan oynuyormuş ama ben tanıyamadım :) Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosundalarmış, biz Arminto’cuğumla gidemiyoruz, tiyatroseverlere duyurulur.


Ve Kordon boyu yürüyerek bu günkü gezmelerimizi de birkaç pozla sonlandırdık.



Ve son olarak benim bebeklerim :))

14 Ekim 2012 Pazar

ŞİRİNCE GEZİSİ


Bundan 6-7 yıl önce bir dergide Şirince Köyü’nü anlatan bir yazı okumuştum. ‘Şeftali kokulu kasaba’ diye bahsediyordu, çok hoşuma gitmişti. O gün bu gün aklımdaydı Şirince. İzmir’e gelirken de gezilmesi gereken yerler listemizdeydi. Şeftali kokusu olmasa da :) oldukça şirin bir yermiş.
Öncelikle biraz yokuş tırmanarak kahvaltı yapacağımız mekana gittik. Hafta içi olduğundan sanırım, gittiğimizde sadece iki masa doluydu, diğer bütün masalar boştu (fotoğrafta da görüldüğü üzere) ama sahibinin ‘Rezervasyonunuz var mı?’ diye sorması oldukça ilginçti :) Onun dışında her şey güzeldi, kahvaltılıklar taze, ekmek fırından yeni çıkmış, çay termosta, masadaki kahvaltılıklar dışında yeni pişenler sıcak sıcak geliyor. Yolunuz düşerse mekanın ismi de Can Kafe.



Kahvaltıdan sonra köyü şöyle bir dolaştık.




Her yerde hediyelik ürünler var, fiyatlar normalden 4-5 kat pahalı. Çeşit çeşit meyve ve üzüm şarapları satılıyor her yerde, deneme amaçlı şarap ikramları var. Biz, bir kavun bir de ayva şarabı aldık. Kavunun aroması hoş, ayva da çok hafif...



Burası eski bir evin mahseniymiş, çok hoş bir mekandı.



Sonrasında kiliseye gittik, sadece ana duvarları ayakta, her yer kırık dökük, çöp yuvası gibi. Onun haricinde pek de gezilecek bir yer yok zaten.


Ve Şirince’den ayrılış…


Sonrasında Efes’e gittik, girişte özel araç 7,5 lira, aracınızı park ettikten sonra ören yerine giriş de kişi başı 25 lira aklınızda olsun :) Çıkışta Yedi Uyuyanlar varmış burada da bir uğrayalım dedik boş mezarları var fakat giriş tellerle kapalı, zincirlerle kilitli. Madem kilitleyeceksiniz niye tarihi tabela koyarak insanları yönlendiriyorsunuz, ilgililer sorarım size? Biraz ilerisinde de Meryem Ana vardı ama bu olaydan sonra hiç görmek istemedik. Canım ülkemin turist sömürme politikası, yalnız bahşiş kutusunu unutmuşlar :))
Dönüşte de güzel bir İkea alışverişiyle gezimiz son buldu.

12 Ekim 2012 Cuma

KARŞIYAKA-KONAK


İzmir gezimiz tam gaz devam ediyor. Eşim lise yıllarını burada geçirdiğinden her yeri iyi biliyor, tam bir rehber havasında, nelerden hoşlandığımı da bildiğinden benim için harika bir şekilde devam ediyor gezilerimiz. Ama bir gün öncesini anlatarak yazıyorum buraya. Mesela bugün Şirince ‘deydik, onun detayları da yarın inşallah ;)
Dün ilk olarak Alsancak’ta yaptığımız kısa bir boyoz arayışından sonra kahvaltı yaparak başladık güne. Daha önce hiç yemediğimden merak ediyordum ama biraz geç gittiğimizden olsa gerek şansıma bir tane kalmış o da tahinli. Tadından pek de bir şey anlamadım. Eşimin söylediğine göre ıspanaklısı güzel oluyormuş (ıspanaklı her şeyi sevdiğinden tabi ki) o yüzden yarın sabah daha erken gidip bu kez bulabilirsek sadesini denemek istiyorum bakalım.



Sonrasında vapurla Karşıyaka’ya geçip orayı turladıktan sonra bu kez Konağa geçtik.




Kemeraltı Çarşını da gezip bir güzel yorulduktan sonra Konak Pier’de bir şeyler atıştırıp bir de çay molası verdikten sonra dönebildik otele.

11 Ekim 2012 Perşembe

ALSANCAK TURU


İzmir gezimize ilk olarak dün, kaldığımız otelin bulunduğu Alsancak’tan başladık. İlk turlar atıldı, alışverişler başladı :)
Hava tam gezmelik, çarşı-pazar harika, üç kişilik ekibimizle gezmeye devam ;)





10 Ekim 2012 Çarşamba

İZMİR’DEN YAZIYORUM


Pazartesi günü öğleden sonra ani bir karar alıp, akşamında hazırlıklarımızı yapıp Salı günü de öğleye doğru düştük yollara. Konya’da verdiğimiz bir mola sonrasında gece İzmir’deydik. İzmir’den başladık, bir hafta kadar burdayız. Bakalım yolumuz başka nerelere düşecek…


Yola çıkmadan bir gün önce Arman’cığımın araba koltuğunu da almıştık nihayet, rahat rahat uyudu miniğim...

Öğle yemeği için Konya’da bir mola verdik, daha önce bu yazımda ilk etli ekmek maceramızdan bahsetmiştim. Bu defa da Havzan etli ekmek 3’teydik. Yine çok lezzetliydi, üzerine de tatlı olarak ‘sac arası’nı denedik. O da nefisti, yolunuz düşerse denemenizi tavsiye ederim ;)



Sonrasında da (bu aralar favorim) çay-negro ikilisiyle yollara devam…


Bu sabaha Kordon'da, harika bir deniz manzarasıyla uyandık.


İzmir’den sevgilerimle…

8 Ekim 2012 Pazartesi

BOL PAÇA / YÜKSEK BEL PANTOLON


Düşük bel pantolon akımına kapıldık gidiyoruz ama yüksek bel pantolonlarımızı da unutmasak iyi olacak aslında. Bilhassa klasik kesim yüksek bel pantolonların biraz da zerafet kattığını düşünüyorum ;) fazlasıyla rahat olması da ayrı bir güzellik. Bir de yüksek bel pantolonları giymek çok da kolay değil, her bluzle/tişörtle kombinlenemiyor, bir de göbek-basen probleminiz varsa uzak durulması gerekenler arasına giriyor galiba. Mesela ben, hamileliğimin daha üçüncü ayındayken bu pantolonumun fermuarını kapatamıyordum :) yani yaklaşık bir buçuk yıldır askıda bekleyenler arasındaydı. Bu hafta sonu açılışı yaptım ;)




Havaların serinlemesiyle artık saçlar da özgürlüğüne kavuştu :)

5 Ekim 2012 Cuma

SUSAMLI TATLI KURABİYE


Yıllar önce, Ömür’cüğümü (abiciğimin sevgili eşini :) istemeye gittiğimizde yapmıştı bu kurabiyelerden, tadını çok beğeniştim. Bütün kurabiyeleri, kurabiye canavarı gibi yediğimden olsa gerek  :) sonraki ziyaretlerimizde de hep bu nefis kurabiyelerden yapmıştı canım. Bazen olur ya bazı tatlar, kokular o ana götürür insanı, o zamanlar ki yaşadığımız tatlı heyecanlardan olsa gerek bu nefis kurabiyeler hep güzel şeyler hatırlatır bana… Anlayacağınız üzere tarif sevgili Ömür’cüğümden. Ben de fırından şimdi çıkardım, sıcak sıcak...


MALZEMELER
1 paket margarin
2 çay bardağı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 yumurta (sarısı içine, beyazı üzerine)
Un
Susam

YAPILIŞI
Yumurta akı ve susam haricindeki bütün malzemeleri karıştırıp, iyice yoğurun. Şekillendirdikten sonra önce yumurta akına sonra susama batırıp fırın tepsinize dizerek 160-170 derece ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişirin. Bu arada çayınız da demlenmiş olmalı ;)
Not: Ben yarım ölçüden yapıyorum, bir (mini) fırın tepsisi doluyor, aklınızda olsun ;)
Afiyetle…